Ayasofya ve Camii Olmasıyla İlgili Fikirlerim

Bismillahirrahmanirrahim,

Bu yazıya Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlamak tercih olmaktan öte bir gerekliliktir. Hz. Peygamber aleyhisselamın övgüsüne mazhar olmuş komutanın ve ordusunun fethin sembolü Ayasofya’yı camiileştirip cemaatle namaz kıldığı günlerden bugünlere geldiysek sığınılacak tek liman Rahman ve Rahim olan Allah’tır.

Bu limana sığınarak ve Kutlu Peygamber’in (aleyhisselam) yine bu limandan çıktığı yola uyarak Ayasofya’yı camii yapabilir ve hakkını verebiliriz.

Ayasofya Neden Camii Oldu?

Çünkü Ayasofya bir ibadet yerinden öte bir sembol unsuru taşımaktadır. Fatih Sultan Mehmet Han, fethin ardından ilk iş olarak bu hareketi yaptıysa bu sebepsiz değildir. Fethi planlayan büyük komutan, fethin sonrasını da planladığından kılıç hakkı olarak çağları aşacak bir mesaj bırakmıştır.

Burası artık Konstantinapolis değildir. Bizim fethimizle İslambol (İstanbul) olmuştur. Bunu da sizin gösteriş nişanınızı İslâmla şereflendirerek gösteriyorum.

Anlamında hareket ederek günümüze kadar örnek olmuş ve imparatorluk vasfının nasıl olması gerektiğini göstermiştir.

Allah (c.c) ondan ve Ayasofya’nın camiileştirilmesinde emek veren, katkı sağlayan herkesten razı olsun.

Ayasofya Camii Olmalı Mı?

Bu soruya çeşitli nedenler sunarak cevap verilmiştir. Bunlardan en meşhuru Fatih Sultan Mehmet Han’ın vasiyet olarak ifade ettiği o sözlerdir. Benim için bu sözler yeterlidir çünkü ben kutlu kumandana büyük bir itimat gösteriyorum ve onun sözü benim için emirdir.

İşte bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camiisi’nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar.

Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim değiştirirse,

Allâh’ın, Peygamber’in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen laneti onun ve onların üzerine olsun, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın.

Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır.

Allâh’ın azabı onlaradır. Allâh işitendir, bilendir.


Fatih Sultan Mehmed Han / 1 Haziran 1453 [1]

Bu bir rivayet diye düşünürseniz size Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında kurulan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesinin hazırlamış olduğu bültenden Vasiyetname’nin tamamını gösterebilirim. Burada paylaştığım alıntıyla tam metinde geçen ifade tamamen aynı olmasa da aynı anlama çıkmaktadır.

Buraya tıklayarak 31-90 sayfaları arasından Latin alfabesiyle yazılmış günümüz Türkçesine çevrili metine, isterseniz 91-258 sayfaları arasında Osmanlıca orijinal metine ulaşabilirsiniz. [2]

Sayfa 86’da geçen Ayasofya Camii Vakıf Bedduası

Ayasofya Açılacak Mı Tartışmaları…

Bu tartışmalar bugüne kadar netice vermemiş olsa da toplumun hassasiyetle yaklaşmasıyla her geçen gün umudu artan önemli bir kesim oluşmuştur. Bu mutluluk vericidir. Son 1 ayda (2020 Mayıs) Ayasofya aslına dönsün diye çok sayıda gündem çalışması yapılmıştır.

Bugün geldiğimiz noktada Sayın Başkanımız Erdoğan’ın TRT’de fikirlerini ifade etmesiyle birkaç gündür konuştuğumuz konuda daha da ümitlendim.

Video kaynağı Bayram Şenocak tweeti [3]

Önce Sultanahmet’i Doldurun Tartışması

Her söz gününün şartlarında değerlendirilmelidir. Dün söylenen sözü bugün gündeme alıp değerlendirmek farklı ve yanlış anlamlara yol açabilir. Sayın Erdoğan, o gün tahmin ediyorum ki saldırı sonrası toplumu galeyana getirmek isteyenlere karşı savunma olarak toplum eleştirisi yapıp bu sözü söylemiştir.

Eğer ki Ayasofya’nın Camii olması için yakınında çok az yerleşim yeri olan Sultanahmet Camii’nin dolması gerekseydi Büyük Çamlıca Camii’ni inşa edip İstanbul’un Anadolu yakasına önemli bir mühür inşa etmeyi düşünmez ve hayata geçirmezlerdi. Ardından bugün bu sözleri de sarf etmezlerdi diye düşünüyorum.

Toplumun hareretli olduğu dönemlerde önemli kararlar alınmadan toplum yatıştırılmalıdır. Benim fikrim bu yönde. O gün reaksiyon olarak Ayasofya açılsaydı Müslümanlar ve İslamofobik topluluklar arasında çok üzücü vakalar olabilirdi.

Ayasofya Camii ile İlişkili Tehditler

Milletimiz uzun yıllardır Ayasofya’nın camii olması için hasretle dua etmektedir. Yaklaşık 86 yıldır sabırla beklenen bu karar yakında olumlu neticelenirse İslamofobik tehditler saldırıya dönüşebilir mi diye endişe eden arkadaşlarımız var. Evet, maalesef bu ihtimal söz konusu ancak bu kararı almaktan vazgeçecek kadar fazla sayıda değil gibi görünüyor.

Gönül ister ki hiç olumsuz bir tepki alınmadan bu adımı atabilmiş olalım ancak İslamofobik topluluklar özellikle yurt dışında biraz da yurt içinde her zaman faaliyet yürütüyorlar ve saldırılar yapıyorlar.

Ayrıca unutmamalıyız ki fethin sembolü Ayasofya Camii için binlerce şehit verilmiştir. 86 yıldır vasiyetname üzerine milletimizin üstüne kutlu peygamberin ve ordusunun bedduası bulunurken şehitlerimizin kanları da bulunmaktadır.

Bakınız sadece Google arama motorunda “islamofobik saldırı” yazınca 250 binden fazla haber/içerik bulunuyor. (09.06.2020)

Peki Açınca Neler Yapmalıyız?

İşte bu işin en güzel kısmı 🙂 Çünkü fetihle beraber kurulan vakıf çok güzel ve önemli çalışmaları madde madde yazmış. Hepsini olmasa da size bir kısmını nakledeceğim ancak bunları başka bir yazıda anlatmayı düşünüyorum. Hepsini okumak isterseniz günümüz Türkçesi ve Osmanlıca olarak sitemde paylaştım veya yukarıdaki bağlantıdan vasiyetnameyi okuyabilirsiniz.

Kaynakça

Yayınlayan

Ahmet Turan İNCE

3 Ocak 1999'da Sivas'ta dünyaya geldim. Ben doğduktan sonra ailem Sivas'ın Kümbet bölgesinde yeni bir eve taşındılar. Hâlâ bu evdeyiz 😊 Küçüklüğüm oyunla geçiyordu. Her çocuğa sorulduğu gibi bana da "Ne olacaksın?" diye sorulduğunda ben "Bilim adamı" olacağım cevabı veriyordum 😎 O zamanlar bilim insanı tabiri yoktu tabii... Bu cevabı neye dayanarak veriyordum bilmiyorum ancak eminim ailemin etkisiyle veriyordum. Biraz daha büyüyüp okul çağına gelince seve seve okula gitmiştim bunda anasınıfı öğretmenimin çok faydası oldu. Anasınıfını ve ilkokulu Vali Aydın Güçlü İlkokulu'nda okuduktan sonra Mevlana Ortaokulu'nda ortaokulu okudum. SBS'de Sivas Fen Lisesi'ni kazandım. Biraz garip geçen 4 yılın ardından LYS ile Cumhuriyet Üniversitesi'nin Tıp Fakültesi'ni kazandım ve sitemi kurdum. Sitemin açılış tarihi : 29.7.2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir